Gizli ilimler ve karanlık sanatlar arşivi
   
  Gizli ilimler arşivi, cinler, büyüler, ufolar
  Türkiye'de ufo gözlemleri
 

TÜRKİYE UFO GÖZLEMLERİ

Türkiye, diğer bir deyişle Anadolu, çok eski çağlara dayanan bir tarihe sahiptir ve zaman içinde Lidyalılardan Perslere, Hititlerden Urartulara, Bizanslılardan Osmanlı İmparatorluğuna kadar sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Bu kadar eski bir medeniyet tarihine sahip olan Anadolu toprakları geçmişten günümüze kadar sayısız UFO gözlemine sahne olmuştur. Ülkemizde UFO gözlemi yapmış kişilerin sayısı oldukça yüksektir.

Türkiye’de Ufoloji, tarihle, arkeolojiyle ve kültürle yakın bir ilişki içindedir. Destanlarımızda dünya dışı varlıklar simgesel bir dille tasvir edilmektedir. Orta Asya Türklerinin efsanelerinde bu varlıklar “Uçan Tanrılar” veya “Uçan Cisimler” olarak nitelendirilmiştir.

Eski Türk inançlarına göre, Gökyüzü Tanrısı’nın tahtı, hem Ay’dan hem de Güneş’ten çok uzaktaki yıldızlarda bulunmaktaydı. Atalarımız aynaya benzer cisimlerin gökyüzünde dolaştığına ve yaydıkları ışıkların her yeri aydınlattığına inanıyorlardı.

Altay Türklerine ait bir efsane şöyle diyor: “Önceleri sadece su vardı. Yer, gök ve güneş yoktu. Tanrı Kutay ile bir adam vardı. Bunlar kara kaz biçimine girip su üzerinde uçuyorlardı.

Türklere ait bir diğer yaratılış efsanesinde yine benzer bir tasvir yapılmaktadır:

O zamanlarda Gökyüzü ve Yeryüzü yoktu. Yalnızca uçsuz bucaksız bir deniz vardı. Tanrı Ülgen denizin üzerinde uçuyor ve konacak bir yer arıyordu.

Atalarımızın yaradılış efsanelerinde sürekli aynı motiflerin yer aldığını görmekteyiz: Uçan tanrılar, uçsuz bucaksız deniz, Dünyalı ve dünya dışı varlıkların birleşmesinden doğan çocuklar. Eski Türk hükümdarı Oğuz Kaan’ın Destanı’nda, gökyüzünden gelerek Oğuz Kaan’ın çadırına inen “ışık kız” ve “kurt”tan bahsedilmektedir. Burada açıkça gökten inen bir kızın tasviri yapılmakta ve bu “ışık kız”ın dünyalı Oğuz Kaan ile evlendiği anlatılmaktadır:

Bir gün Oğuz Kaan Tanrıya dua ederken, birdenbire gece çöktü ve gökyüzünden Gün kadar aydınlık, Ay’dan daha parlak bir ışık düştü. Oğuz Kaan ışığa doğru yürüdü ve ışığın içinden güzeller güzeli bir kızın çktığını gördü. Kızın başında Kutup Yıldızı gibi parıldayan, ışıklı, parlak bir ben vardı. Oğuz Kaan bu “ışık kız”a aşık oldu ve onunla evlendi. Kız, çocuklarının annesi oldu...

Oğuz Kaan Destanı’nda yalnız Oğuz Kaan’ın eşi değil, destanın kahramanlarından biri olan kurt da Gökyüzünden gelmiştir:

Ertesi gün Oğuz Kaan’ın çadırına parlak bir ışık düştü; ve ışığın arasından kocaman, erkek bir kurt çıktı...

Peki efsanede sembolik dille anlatılan bu olaylar ne anlama gelmektedir?

Efsaneyi başından sonuna inceleyecek olursak, efsanenin UFO bilimi de yakından ilgilendiren bir takım özellikler taşıdığını görürüz. Efsanede sözü edilen “gökten inen ışık”, parlak ışıklarıyla yeryüzüne inen UFO’ları akla getirmektedir. Aynı şekilde “ışığın arasındaki kız”ın uzay aracından çıkan dünya-dışı bir dişi varlığı, kızın başında kutup yıldızı gibi parlayan ışığın da bu uzaylı varlığın kullandığı başlığı sembolize ettiği düşünülmektedir. “Oğuz Kaan’ın çadırına ışıkla birlikte inen Kurt” ise dünya-dışı varlıkların belirli bir amaç doğrultusunda ışınlama yoluyla dünyaya gönderdikleri bir varlık olarak yorumlanmaktadır.

Uygur Türklerinin destanı “Varoluş”ta yine "Gökyüzünden gelen ve dünyalı kızları kendilerine eş olarak alan Tanrılardan söz edilmektedir". Destanda, bu ilişki sonucu toplam 19 Türk kaviminin doğduğu anlatılmaktadır.

Son araştırmalar, ünlü Gılgamış Destanı’nın orjinal metninin Türklerin eski atalarından Sümerler tarafından yazıldığını ve destanın Dünyanın oluşumunu tam bir jeolojik doğrulukla anlatan Tevrat’ın “Yaratılış” bölümüne oldukça benzediğini ortaya koymuştur.

Destanın kahramanı, “Gökyüzü Tanrısı” Gılgamış hem tanrısal hem de insani özelliklere sahip bir varlıktır. Destanda, Gılgamış’ın Tanrıların parlayan kulesini ziyareti, Gılgamış’ın arkadaşı Enkidu’nun yaptığı uzay seyahati gibi ilginç ve ileri düzeyde bilgi gerektiren olaylar anlatılmaktadır. Tüm bunlar uzak geçmişte Dünyamıza yapılan uzaylı ziyaretlerinin yazılı birer kaydı olarak kabul edilmektedir.

 

TÜRKİYE U F O OLAYLARI KRONOLOJİK SIRALAMASI

( 422- 1998 arası )

Türkiye’de meydana gelen belli başlı UFO olaylarının kronolojik sıralaması aşağıda sunulmaktadır:

-Eski Çağlar: Çanakkale Bölgesinin gizemi herkes tarafından bilinir. Eski Troya kentinin bulunduğu Çanakkale ili, Gelibolu yarımadası ve Antik Misya bölgesi ülkemizin en esrarlı bölgelerindendir. Bazı araştırmacılara göre, Yunan Mitolojisinde de sıkça adı geçen bu bölgede, Yeraltı Işık Ülkesi Agarta’nın girişlerinden biri bulunmaktadır. Bazı Ufologlar, UFO’ların yeraltı kenti Agarta’da bulunan uçan daire üslerinden çıkarak dünyayı ziyaret ettiklerini ileri sürmektedirler. Agarta-Troya savaşında insanlarla bir arada bulunduğu söylenen üstün varlıkların Agarta’dan gelen dünya dışı varlıklar olmaları ihtimali üzerinde durulmaktadır.

-422 yılının Şubat ayında Batı Anadolu semalarında kimliği belirlenemeyen uçan cisimler görüldü. Belirtilenlere göre, uzunca bir süre gözlemlenmeye devam eden bu cisimler, özellikle İstanbul’da sıklıkls gözlemlendiler

-467 yılının Ocak ayında yine aynı bölgede bir başka uçan cisim ortaya çıktı. Bu yıldıza benzeyen ve sürekli ışıklar saçan gizemli cisim tam 40 gece boyunca gökyüzünde kaldı.

-566 yılının Kasım ayında gökyüzünde doğudan batıya doğru mızrak şeklinde yol alan büyük, yıldıza benzer bir cisim gözlemlendi.

-764 yılının Nisan ayında bir ay boyunca süren gizemli ve ürkütücü bir yıldız yağmuru meydana geldi.

-1402: Mart ayında İstanbul göklerinde beliren 4 metre uzunluğundaki ve mızrak şeklindeki cisim, 6 ay boyunca sürekli olarak doğudan batıya doğru hareket etti.

-1453: İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatıldığı 26 Mayıs 1453 tarihinde, kent gün boyu kalın bir sis tabakasına bürünmüştü. Gece sis kalktığında, hem Bizanslılar hem de Türkler Ayasofya’nın üzerinde garip bir ışık gözlemlediler. Bu ışıkların kaynağı belirlenemedi.

-1885: Fransız Ufolog Dr.Jacques Valee’nin araştırmalarına göre, 2 Kasım 1885 günü şafak sökerken, önce mavimsi ve sonra yeşilimsi bir renk alan ve 5-6 metrelik bir yükseklikte seyreden son derece parlak bir alev, Üsküdar vapur iskelesi çevresinde bir dizi dönüş yaptı. Bir buçuk dakika süreyle izlenen UFO daha sonra denize daldı.

-1890: 1967 yılında ölen Atifet Tamer Mayıs 1890’da tanık olduğu bir olayı şöyle anlatmaktadır: “İstanbul Göztepe çayırına gökyüzünden alevler saçan, parlak bir cismin indiğini, bir zaman burada kaldığını, Erenköy’den ve diğer semtlerden pek çok kişinin olayı izlemek için oraya gittiğini hatırlıyorum.”

-1915: Çanakkale Savaşı sırasında meydana gelen ve esrarı hala çözülemeyen bir başka olay da şöyle gerçekleşmiştir: 28 Ağustos 1915 sabahı bir İngiliz alayı, Anafartalar’daki Suvia Koyunda, 60 nolu Kayacıkağlı Tepesi yakınlarında, yerdeki garip bir bulutun içine girdi ve bir daha asla görülemedi. Ardından bu alayın kaybolduğu raporu verildi. Raporu imzalayan Sappers F. Reichart, R. Newness ve J.L. Newman tanık oldukları olayı şöyle rapor etmişlerdi:

“Güneş doğduğunda hava gayet açıktı, görünürde tek bir bulut yoktu. Ancak 60 nolu tepe üzerinde ekmek biçimindeki bulutlar, 6 ya da 8 km.lik bir hızla güneyden esen rüzgara rağmen pozisyonlarını hiçbir şekilde değiştirmedikleri gibi, rüzgarın etkisi altında da sürüklenmediler. Yerden 150 m. yukarıda yer alan gözlem noktalarımızdan görüldüğü kadarıyla, yaklaşık 60 derecelik bir yükseklikte öylece asılı duruyorlardı. Bu bulut grubunun tam altına rastlayan yerde, arazi üzerinde aynı biçimde olan ve sabit duran, yaklaşık 250 m. uzunluğunda, 60 m. yüksekliğinde ve 60 m. genişliğinde bir bulut bulunuyordu. Bu bulut tamamen yoğundu ve hemen hemen katı bir madde yapısında görünüyordu. Tüm bunlar yerdeki bulutun 2500 m. kadar güney batısında, Rododendron Dağı Burnu üzerindeki siperlerimizde yerleşmiş bulunan NZE 1’inci Sahra Bölüğünün 3’üncü Takımının 22 askeri tarafından gözlemlenmişti. Gözlem noktamız 60 nolu tepeye 90 metre kadar yukarıdan bakıyordu. Sonradan anlaşıldığına göre, bu tuhaf bulut kuru bir dere yatağının ya da çökmüş bir yolun üzerinde bulunuyordu ve arazi üzerinde böylece dururken, yanları ile uçlarını mükemmel bir şekilde görebiliyorduk. Öteki bulutlar gibi açık gri renkteydi.

Daha sonra birkaç yüz kişiden oluşan bir İngiliz alayının bu tepeye doğru ilerlediğini fark ettik. Erler oradaki tepenin üstündeki bulutun içinde kayboldular. Daha sonra bu bulut yükselerek Trakya’ya doğru ilerlemeye başladı.”

Söz konusu alay kayıp olarak bildirildi. İngiltere Türkiye’den bu alayı geri istediğinde, Türkiye böyle bir alaydan haberi olmadığını, esir almadığını bildirdi.

-2 Ekim 1954: İzmir’den İstanbul’a giden bir yolcu vapurundaki yolcular topluluk halinde bir UFO gözlemi yaptılar. UFO Midilli adası üzerinden geçmekteydi. Yolcular arasında bulunan Prof. Kazım İsmail Gürkan olay hakkında şunları söyledi: “Gök bulutsuz ve pırıl pırıldı. Ben de tesadüfen Midilli’yi seyrediyordum. Oldukça parlak bir cisim gördüm. Cisim daire değil, kenarları yuvarlak bir dikdörtgen şeklindeydi ve yıldızlara benzer ışıklar saçıyordu. 15-20 dakika sonra hızlanarak kayboldu.”

-9 Kasım 1954: Saat 14.20 civarında İstanbul semalarında uzun, parlak, gümüş renginde bir obje belirdi. Kuzey yönünden şehre yaklaştığı görülen cismin bir Ana gemi olduğu söyleniyordu. Ertesi gün Marmara üzerinden geçerek bir eğri çizen, gümüş renginde iki parlak cisim gözlemlendi. Cisimler yaklaşık 10,000m. yükseklikte uçuyor ve arkalarında koyu bir iz bırakıyorlardı.

-20 Nisan 1959: Saat 19.57’de İstanbul göklerinde, kuzeydoğu-batı yönünde giden ve kentin sokaklarını kör edici mavi-yeşil bir ışıkla aydınlatan çok büyük bir nesne gözlemlendi. Yeşilköy meteoroloji istasyonundaki uzmanlar gözlemlerini şöyle açıkladılar. “İki arkadaş grup incelemesi yapıyorduk. Birden gökyüzünde kuzeyden batıya giden parlak mavi bir cisim belirdi. 10 sn. süreyle kuvvetli bir ışık saçan bu cismin ne olduğunu bilemiyoruz.”

İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden Hamit Nafiz Pamir “Bu bir göktaşı olayı değildir. Çünkü anlatıldığına göre nesne gökyüzünde yatay bir yörünge izlemiştir. Bilimsel olarak, bir göktaşının havada düz bir çizgi çizmesi imkansızdır. Eğer bir göktaşı olmuş olsaydı o zaman dikey düşmesi gerekirdi.” Aynı akşam Beyazıt Kulesi bekçisi de olaya tanık olmuştu ve gördüklerini şöyle anlattı. “Saat 20.00’ye geliyordu. Her yana dikkatle bakıyordum. Bir anda bütün şehir aydınlanıverdi. İstanbul gündüz gibi oldu.”

-14 Mayıs 1959: Muğla Yerkesik’te çok sayıda kişinin gözlemleme fırsatı bulduğu bir başka olay yaşandı. Saat 15.05 sularında parlak bir cismin yaklaşık 2000-3000 m. yükseklikte seyretmekte olduğu görüldü. Halk bu uçan gizemli cismi hayretler içinde izlerken, birdenbire bir patlama sesi duyuldu ve cisim 3 parçaya ayrıldı. Bu 3 parça bir süre ayrı yönlerde uçtuktan sonra tekrar birleşip küre biçimini aldı ve uzaklaşarak kayboldu.

-23 Ağustos 1965: Ankara’dan yapılan bir gözlem sivil ve askeri havaalanlarında görevli yetkililer tarafından da doğrulanmıştır. Kuzeydoğu yönünde ve ufuk çizgisinin hemen üzerinde hareket etmeden duran UFO, bir saniye içinde sırayla mavi, beyaz, yeşil, sarı ve kırmızı renklere bürünmüş ve biçimsel değişikliklere uğramıştı.

-23 Ağustos 1966: İstanbul Kandilli Gözlemevi’nden bir UFO’nun fotoğrafı çekildi. Gözlemevi astronomlarından biri 6 inçlik aynalı bir teleskopla her zamanki güneş gözlemlerini yaparken, uzun bir cismin güneşin önünden geçtiğini gördü. Olay beklenmedik bir anda gerçekleştiğinden cisim fotoğraflanamadı.

Birinci gözlemden tam 17 dakika sonra, gökyüzünde ilkinden daha küçük ve yuvarlak bir nesne görüldü. Bu bir tür öncü UFO görünümündeydi. Astronomlar cismin fotoğrafını çekmeyi başardılar ve incelenmek üzere Amerika’daki Harvard Gözlemevi’ne gönderdiler. Cisim ilk başta insan yapımı bir uydu olarak nitelendirildi, fakat daha sonra Case Teknolojisi Enstitüsü bilim adamlarından Victor Slabinski, fotoğraftaki cismin insan yapımı bir uydu olmadığını açıkladı. Sonunda bu tartışmaya NASA da karıştı ve cismin dünya yapımı bir uydu olmadığını onayladı. Sonuçta fotoğraflanan cismin bir UFO’dan başka bir şey olamayacağı ortaya çıktı.

-Eylül 1969: Ankara göklerinde ısrarlı bir şekilde dolaşan UFO’nun kimliğini belirlemek üzere Eskişehir ve Ankara’dan jetler havalandı. Ancak pilotlar 12km. ye kadar tırmanmalarına rağmen bir sonuç elde edemeden geri döndüler. Gözlemciler UFO’yu huni biçiminde parlak bir nesne olarak tanımlıyorlardı. 1 Ekim 1969 tarihli gazeteler şöyle yazıyordu: “Ankara semalarının davetsiz misafiri heyecan uyandırdı. Meçhul cismi yakalamak için jetler uçuruldu. Şehrimiz semalarına dadanan meçhul cisim, Ankara’daki meteoroloji ilgililerini, Hava Kuvvetleri mensuplarını ve bir kısım halkı geçen Cumartesi gününden beri meraktan meraka sürüklemiştir."

Meteoroloji Genel Müdürü Ümran Çölaşan bu cismin ‘Başka dünyalardan gelmiş olabileceğini ve içinde, örneğin, Marslıların bulunabileceğini’ ifade etmiştir.”

ASKERİ PİLOT UFO’YLA 25 DAKİKA UÇTU, 05 Eylül 1975

 

5 Eylül 1975 saat 22.30’da Kayseri’den havalanan C-47 tipi askeri nakliye uçağının Kaptan Pilotu Yüzbaşı Mehmet Öksüm , yıldızlarla dolu bulutsuz bir havada uçarken karşılaştıkları devasa cismi anlatıyor :

Uçuşumuz devam ederken , bir anda bizden daha arçak irtifada , ay parlaklığında bir cisim ortaya çıktı . 6-7 katlı bir apartman büyüklüğündeydi ve bize doğru yaklaşıyordu . Kabindeki zile basarak diğer uçuş ekibini de çağırdım ve 7 kişi heyecan içerisinde cismi izledik. Uçağın tüm ışıklarını kapatarak rotamızı Adıyaman’a çevirdik. O sırada cisim , elips şeklini almış ve ortasından açılmaya başlamıştı. Gümüş rengiydi. A 25 dakika sonunda ve cisim bir bisiklet tekerleğine benzemişti. 3-4 kilometre yarıçapındaydı. Bizden uzaklaşmıyordu. 3-4 metre açığından karşılıklı geçtik. Sol tarafımızdan geçiyordu. İçine baktım , karaltılar görülüyordu fakat bir şey seçemiyorduk .

Öksüm , ne radar ne de meteorolojinin bir şey tespit edemediğini belirterek

Malatya’ya geldiğimizde kule ‘ Erzurum , Elazığ’dan kaymakamlar ve valilertelefon ediyor, halk ışıklar saçan bir gök cismi görmüş. Siz de gördünüz mü? ‘ diye sordu. Yarım saat yan yana uçtuğumuzu söyledim “ diye konuşuyor. “Olayı rapor edecektim ama albayımız olayı kapattı. O albay , daha sonra general oldu ; ama adını veremem . Olayı gören Yavuz Afacan adlı arkadaşım da şu anda benim gibi THY Kaptan Pilotu olarak çalışıyor.

39 yılda 20.000 saatin üzerinde uçuş gerçekleştirdiğini , böyle bir olaya bir daha hiç rastlamadığını belirten Öksüm , “ Bilim adamları yalanladığı için UFO gören pek çok insan alay konusu olurlar diye olayı anlatmıyorlar “ diyor. Öksüm, bilim adamlarının UFO vakalarını “ enerjinin açığa çıkması “ olarak nitelendirdiklerini de hatırlatarak , “ Biz iyi yetişmiş , kültürlü insanlarız. Deprem ışığı 3-5 saniye sürer . 25 Dakika devam eder mi ? diye konuştu.

-Eylül 1975: Ankara semalarında dört gece üst üste, son derece parlak, sabit duran bir cisim gözlemlendi. Meteoroloji yetkilileri, zaman zaman renk değiştiren bu cismin bir gözlem balonu olamayacağını belirttiler.

-15 Nisan 1977: Bu defa DC-10 tipi bir jet uçağının yolcuları seyahatleri esnasında bir UFO ile karşılaştılar. Görgü tanıklarından 29 yaşındaki Gökalp Çelikiz, saat 08.00 sularında, Ankara’dan İstanbul’a doğru uçmakta olan Türk Hava Yolları’nın 905 sefer sayılı DC-10 Jet yolcu uçağının penceresinden 4 dakika süreyle bir UFO’yu gözlemlediğini ve cismi kendisiyle birlikte üç yolcunun daha gördüğünü açıkladı. Söz konusu gözlem sırasında uçak, Marmara’nın güney kıyıları üzerinde, Bandırma ile Yalova arasında uçmaktaydı. Çelikiz’in ifadesine göre UFO disk biçimindeydi; tam ortasında bir kubbe yer alıyor ve bu kubbenin tepesinden parlak ışıklar çıkıyordu. Çelikiz, uçan dairenin önce sabit durduğunu, daha sonra da uçakla beraber hareket ettiğini belirtti.

-5 Ocak 1981, Safranbolu, Zonguldak: Safranbolu Kız Meslek Lisesi 3/A sınıfı öğretmen ve öğrencileri bir tepeye konan ve sonra havalanan parlak, oval biçimli bir UFO gördüler. "Oval biçimli cisim çok parlaktı. Ormanlıktepe’ye kondu. 15 saniye sonra havalandı ve ışık şeklinde uzayarak gözden kayboldu.” dediler..

-25 Ekim 1981, Andırın, Maraş: Ayşepınar İlkokul Öğretmeni İlhami Mithat gözlemini şöyle anlatmaktadır: “Tanımlanamayan uçan nesneyi saat 19.15 sıralarında dışarıda otururken gördük. Çok parlaktı ve 10 dk. süreyle havada asılı kaldı. Daha sonra küçüldü ve dağların arkasında kayboldu. Gördüğümüz kesinlikle bir yıldız değildi. Enine yaydığı ışık boyuna yaydığı ışıktan daha fazlaydı. Olaya bir çok öğretmen tanık oldu.”

GÖLCÜK’TE UÇAN DAİRE - 28 Ekim 1981

 

 

28 Ekim 1981 günü Gölcük’te oturan Emekli Yüzbaşı Doğan Sum , UFO olduğunu söylediği uçan bir cismin fotoğrafını çekti. Doğan Sum’un çektiği renkli diapozif film , Viyana’da banyo ettirildikten sonra filmi imal eden firmaların Londra , Frankfurt ve New York’taki laboratuarlarında incelendi. Laboratuar analizleri sonucunda filmde malzeme hatası olmadığı , resim üzerinde herhangi bir montaj yapılmadığı ve filme el değmediği ortaya çıktı.

Fotoğraf , 400 defa büyütüldüğünde resimde ışık halesi şeklinde görülen cismin bir uçan daire olduğu açıkça görülüyor. Daha sonra Türkiye'de de bir grup bilimadamı tarafından incelenen ve gerçekliliği kabul edilen cisim Hürriyet'in ilk sayfasından manşet haber olarak verildi..

1981-1982 Niğde-Aksaray UFO Olayları

 

 

Türkiye, özellikle Niğde-Aksaray bölgesi, Aralık 1981- Ocak 1982 tarihleri arasında yoğun bir UFO akınına uğramıştır. Yüzlerce kişi, gökyüzünde tanımlanamayan uçan cisimler gördüklerini söyleyerek yetkililere başvurmuş; fakat yetkili makamlar da olaylara bir açıklık getirememişlerdir. Bu süre boyunca UFOlar Aksaray, İstanbul, İzmir, Adana, Havsa, Ecabat gibi pek çok farklı yerde ortaya çıkmışlar; bireysel olduğu kadar toplu gözlemler de yapılmıştır.

Niğde-Aksaray Olayları

25.12.1981, Aksaray: Pazartesi akşamı, Tümesan inşaatı yakınında bulunan Aksaraylılar, 800-1000 m. yükseklikte havada asılı duran ve çevreye yeşil bir ışık saçan, elips şeklinde, göz kamaştırıcı parlaklıkta bir cisim gördüler. Olaydan derhal haberdar edilen İlçe Jandarma Komutanı Yzb. Orhan Çelen, hemen olay yerine geldi. Yzb. Çelen, büyükçe bir oda büyüklüğünde olduğunu tahmin ettiği parlak cismi hayretle izlerken, bir yandan da kaymakama bilgi vermek için telsizine davrandı. Fakat telsiz çalışmıyordu. Cisim bir süre sonra hızla uzaklaşarak gözden kayboldu. Görgü tanıkları, 150 m. çapında olduğunu sandıkları bir ışık kümesinin yere dikey olarak ışık saçtığını ve o anda yol üzerinde bulunan arabaların motorlarının durduğunu ifade ettiler.

2.1.1982-3.1.1982, Aksaray ve Adana: Akşam saat 19.05 sıralarında, Kurtuluş ve Dağılgan mahallelerinin üzerinden geçen parlak cisim, yine Tümesan üzerinden ilerleyerek orada bir süre asılı kaldı ve 20.05 civarında hızla Konya’ya doğru uçarak gözden kayboldu. Kurtuluş mahallesinde oturan Zekeriya Baş ve eşi, cismin geçişi sırasında TV ekranlarının önce beyazladığını ve sonra da görüntünün kaybolduğunu söylediler. Gizemli objenin, 2 gece önce de ilçeye 15 km. uzaklıktaki Tokariş köyü üzerinde görüldüğü bildirildi. Köylüler, geceleyin ortalığın birden aydınlandığını ve cismin geçişi sırasında TV ve radyoların arıza yaptığını ifade ettiler. Aksaraylılar yumurta biçimindeki cismin parlak bir yıldızdan en az 10 kat daha büyük olduğunu söylediler.

Adanalı Akil Şendağ ise, 1 Ocak akşamı Adana Havalimanı çevresinde gördüğü parlak gök cismiyle ilgili olarak şunları söylemekteydi: “Saat 18.30 civarında havalimanının üzerinde büyük bir objenin parladığını gördük. Basık bir tabak biçimindeki obje, sarı ve yeşil ışıklar saçıyordu. Bir an için Emek Sitesi binalarına çarpacakmış gibi oldu, ama çarpmadı. Bir süre havada asılı kaldıktan sonra büyük bir hızla gözden kayboldu.”

11.1.1982, Aksaray Gözlemi: Aksaray’ın güneybatısında, tahminen 1000m. yükseklikte yanıp sönen esrarengiz cisim, saat 21,00 sıralarında Ankara-Adana yolunda trafiğin aksamasına sebep olmuştur. Yolda bulunan araçların sürücüleri, araçlarını durdurarak E5 Karayolu aydınlatan bu cismi izlemişlerdir.

Artarak devam eden bu UFO gözlemleri yetkilileri de harekete geçirmiş, Aksaray Kaymakamı Güney Orbay 14 Ocak 1982’de televizyonda yaptığı konuşmada konu hakkında şu açıklamayı yapmıştır:

“15 Aralık 1981 tarihinden bu yana ilçemiz semalarında meçhul bir cisim dolaşmaktadır. Bu meçhul cisim bazen 800-1000 m. ye kadar inmekte ve halk tarafından ilgi ve merakla izlenmektedir. Meçhul cisim zaman zaman mavi, kırmızı, sarı ve beyaz ışıklar saçmak suretiyle gökte bir müddet asılı kalmakta ve daha sonra nokta halini alarak kaybolmaktadır. Meçhul cismin ne olduğu hakkında bir şey söylemek benim için mümkün değildir. Olayın bilim adamları tarafından aydınlatılmasının uygun olacağı kanısındayım. Aksaray halkı uzun zamandan beri bu meçhul cismi devamlı olarak ve merakla izlemektedir.”

 

 

17.1.1982, Niğde, Havsa ve İzmir Gözlemleri: Uçan esrarengiz cisim, aynı günde 3 yerde birden görüldü. Cisim ilk olarak 16 Ocak akşamı Niğdeliler tarafından gözlemlendi. Akşam saat 19.05 sıralarında Gümüşler kasabası üzerinde ortaya çıkan ve çevreye göz kamaştırıcı bir ışık saçan gök cismini gören Niğdeliler, heyecanla sokaklara döküldü. Bir tepsiyi andıran esrarengiz cisim, Niğde’nin kuzeydoğu kesiminde 7-10 dk. süreyle hareketsiz kaldıktan sonra etrafa beyaz ve açık yeşil renkli ışıklar saçarak Konya yönünde gözden kayboldu. Cismi görenler bunun bir uçan daireye benzediğini, ancak çok parlak bir ışık saçması yüzünden şeklini tam olarak belirleyemediklerini söylediler.

Aynı cisim saat 21.35’te Havsa’dan da izlendi. Yaklaşık 600-1000m. yükseklikte uçan yumurta biçimindeki cisim, 5 dk. süreyle havada asılı kaldıktan sonra korkunç bir hızla hareket ederek gözden kayboldu. Görgü tanıklarından emekli Başkomiser Osman Yalçın olayı şöyle anlatmaktadır: “Gece saat 21.35’te TV’de ses ve görüntü birden bozuldu. Görüntü daha sonra tamamen kesilince balkona çıktım. Yerden 1000m. yükseklikte uçan bir cisim mavi ve pembemsi ışıklar saçarak İstanbul yönüne doğru gidiyordu. Küre biçimindeki bu cismi 15 dk. kadar izledik. Daha sonra birden ortadan kayboldu.”

Cismi dürbünle izleyen Havsa Gazeteler Başbayii İsmet Baş ise TV alıcısının bozulması üzerine dışarı çıktığını bildirdi ve şunları söyledi: “Gökyüzünde çok büyük bir hızla giden iki cisim gördüm. Kırmızı mavi ışıklar saçıyorlardı. Bir tanesi aniden korkunç bir hızla ortadan kayboldu. Öbürü ise bir süre etrafa ışık saçtıktan sonra Uzunköprü yönünde uzaklaştı.”

Yunanistan’dan Türkiye’ye mal getiren nakliyeci Hayrettin Engin de kendisini hayret ve korkuya sevk eden olay hakkında şöyle konuşmuştur: “Saat 21.30 sularında Havsa’ya 2km. kala gökyüzünde aniden iki cisim belirdi. Bir tanesi mermi gibi geçerek gözden kayboldu. 1000 m. yükseklikte bulunan diğer cisim ağır ağır hareket ediyordu. Yumurtaya benzeyen bu cisim de 5 dk. sonra aniden gözden kayboluverdi.”

25.1.1982, Aksaray: TRT kameramanı Halil Komanova ve TRT Haber Merkezi muhabirlerinden Güntaç Aktan, görevli olarak gittikleri Aksaray’da gökyüzünde birdenbire ortaya çıkan, uçan, parlak bir cisim gördüler. Komanova, hazır bekleyen kamerasıyla, cismi saçtığı ışık huzmeleriyle birlikte görüntülemeyi başardı.

Halil Komanova’nın saptadığı görüntüleri ekranda izleyen ve şaşkına dönen gökbilimciler ve astronomi uzmanları, bu olaya bir anlam veremediklerini belirtmişlerdir. MTA Laboratuarı Daire Başkanı Yardımcısı Dr. Gültekin Ergin, “Bunun bilimsel bir izahı yok, köy sakinlerinin kendileri yapmıştır” demekle yetinirken, Ankara Fen Fakültesi Astronomi Bölümü Profesörü Cemal Aydın ise önce cismin Venüs gezegeni olabileceğini söylemiş, Komanova’nın tespit ettiği görüntüyü izledikten sonra ise bu iddiasından vazgeçmiştir.

Sonuç olarak kameraman Komanova tarafından çekilen bu görüntüler, astronomi dalında uzmanlaşmış kişileri bile çelişkiye düşürmüş ve UFOların varlığını bir kez daha kanıtlamıştır.

Diğer Gözlemler

5.1.1982, İstanbul: Saat 23.30’da, Ankara asfaltında seyreden taşıtlardaki insanlar, oldukça parlak, yeşil renkte bir cismin Maltepe-Küçükyalı yönünde, yerden yaklaşık 100 m. yükseklikte, tahminen saatte 1000 km. hızla yol aldığını gördüler. Sürücüler, gök cismini izlemek için arabalarını yol kenarına çektiler. Görgü tanıkları arasında bulunan bir mimar, “Gök cismi, üstümüzden geçerek hızla Küçükyalı’ya doğru uçtu. Bu konudaki yayınları önemsemezdik, cismi görünce şaşırdık diyebilirim” açıklamasını yapmıştır. O sırada Yalova istikametine gitmekte olan Şehir Hatları vapurundaki yolcular da aynı cismi gözlemlemişlerdir.

8.1.1982, Ecabat: Ecabat’a 17km. mesafede, iki saat arayla 2 defa ortaya çıkan parlak cisim, balıkçıları şaşkına çevirdi. Bu parlak cismin uçan daire olabileceğini düşünen Ecabatlı balıkçılar, korkudan balık avlamaktan vazgeçip kıyıya döndüklerini söylediler.

13.1.1982, Havsa: Pazar gecesi saat 21.00 civarında, Edirne’nin Havsa ilçesinde gökte uçan esrarengiz bir cisim görüldü. Havsa’ya bağlı Arpaç köyünün muhtarı İsa Kuzu, gözlemini şöyle anlatmaktadır: “Önceki gece kahvede otururken, birden televizyon bozuldu ve aynı anda dışarıdan bağırtılar geldi. Dışarıya fırlamamızla birlikte, yaklaşık 500-600 m. yukarıdan, yumurta biçiminde, sarı ve yeşil ışıklar saçan bir cismin geçtiğini gördük. Cisim az sonra gözden kayboldu.” Aynı cismi Arpaç Köyü’nden Havsa’ya kadar arabasıyla izleyen Mahir Avcı ise şunları söylemiştir: “Gök cismini 17km. kadar takip ettim. Tahminen 120 km. hızla gidiyordu. Bazen arkasından sarımsı bir duman çıkartarak, dümdüz uçuyordu. Havsa’ya 1 km. kala, un fabrikasının önünde aniden gözden kayboldu.”

16.1.1982 Havsa: Gök cismi bu kez Havsa’ya bağlı Taptık Köyü’nde gözlemlendi. Perşembe gecesi saat 22.00 civarında iyice alçaktan geçerek radyoların tamamen susmasına neden olan cismi gören köy ilkokul öğretmeni Şevket Ayaz ve köylülerden Recep Varol, şunları söylemişlerdir: “100 m. üzerimizden, yaklaşık 40-50 m. hızla geçen cisim, bir kaplumbağaya benziyor, sarı ve kırmızı ışıklar saçıyordu. Cisim, köyün 10km. ötesindeki Kurapa Köyü yamaçlarına kadar uçtu ve birden daire biçimi alarak gözden kayboldu. İlk gördüğümüz anda 5m. çapında bir küre büyüklüğündeydi.”

-14 Ocak 1983: Akşam saat 19:00 sularında Adana’da, İskenderun Körfezi üzerinde kimliği belirlenemeyen bircisim gözlemlendi. Gökyüzünde yaklaşık 10 dakika kadar asılı duran cisim, daha sonra Akdeniz’e doğru uçarak gözden kayboldu. Olaya şahit olan vatandaşlar, UFO’nun çevresinde onu takip eden bir jet uçağı da gözlemlediklerini bildirdiler.

-Nisan 1984: İstanbul’dan Ankara’ya, 20.000 fit yükseklikte seyahat etmekte olan bir THY uçağının pilotları, etrafa güçlü ışıklar saçan, tanımlanamayan bir uçan aracın birdenbire büyük bir hızla aşağı dalış yaptığını gözlemlediler. Pilotlar başlangıçta bir uçağın düştüğünü sandılar; fakat araç birdenbire yeniden ortaya çıktı ve bir süre gökyüzünde asılı kaldı. Cismi büyük bir şaşkınlık içinde izlemeyen pilotlar uçağın farlarını yakarak cisimle iletişim kurmaya çalıştılar. Cisim bu harekete oldukça güçlü bir sinyal göndererek yanıt verdi. Pilotlar, daha sonra verdikleri ifadede hiçbir insan yapımı aracın etrafa bu tür ışıklar saçamayacağını belirteceklerdi. Bir süre sonra, ışıklı cisim alçaldı ve bulutların arasında gözden kayboldu.

MARMARA'DA YÜZLERCE YATÇI UFO GÖRDÜ: 18 Eylül 1985

 

 

Ünlü işadamı yatçılar ,18 Eylül 1985 gece 03.30 da yatlarıyla Tekirdağ açıklarında ilerlerken tepelerinde uçan , ışıklar saçan kilometreler çapındaki bir dairenin dehşetini yaşadılar. İşadamları , yaşadıkları korku dolu dakikaları şöyle anlatıyorlar :

Esrarengiz uçan fanus , İstanbul Boğazı’ndan kayan bir ışık kümesi olarak yaklaştı. Tekirdağ açıklarındaydık . Işık kümesi büyüyerek yaklaştı , yaklaştı ve tepemizde asılı kaldı. Etrafımız gündüz gibi olmuştu. Tepemizdeki esrarengiz fanus nedeniyle anormal bir sıcaklık hissettik. Ne yapacağımızı şaşırdık. Adeta hipnotize olmuştuk. Hiçbirimiz fotoğraf çekemedik , videoya alamadık.

Telsizle 16. kanaldan birbirimizle konuşmayı denedik. Ancak telsiz çalışmıyordu. Uçan ışıklı fanus , 5 dakika sonra kayıp Kapıdağ Yarımadası üzerinde uzaklaştı . Tekirdağ Sahil Radyosu ile temas kurduk. Orası da görmüştü. Cismi , bir Karadeniz kosteri ve bir Bulgar gemisi de izledi. “

Osman Özdemiroğlu ( VanessaYatı ) Antimua madencilik A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı:

Işık saçan bir Fanus gibi üzerimize geldi. İçimizden bazıları korkup kaçmayı düşündüler.

Numan Nasuhioğlu ( Blue Wind Yatı ) MET Mühendislik Yöneticisi :

Rengini tarif edemeyeceğim ışık kümesi üzerimize geldi ve bir müddet sonra kayboldu.

Halil Bezmen ( Deli Dumrul Yatı ) Santral Mensucat Yönetim Kurulu Başkanı :

Yıldız gibi parlak cisim ilk önce ay , sonra tepsi büyüklüğünde geldi. Işık bütün ufku kapladı.

Baha Tünkoğan ( Gümrük Komisyoncusu )

Işık saçan bir fanus biçiminde ve tepemizdeydi. Hatırladığım tek şey güçlü ışık ve geride bıraktığı sıcaklık . Hala olayın şaşkınlığı içindeyim.

“ UFO “ ALARMI 02 Şubat 1989

 

 

2 Şubat 1989 gece saat 2.00 sularında önce Esenboğa , sonra Mürted Havaalanları üzerinde sarı , kırmızı ve yeşil renkli ışıklar saçan 10 adet esrarengiz gök cismi görüldü. “ Uçan Daire” heyecanıyla bir anda tüm Ankara ayağa kalkarken , Hava Kuvvetleri alarma geçirildi.

Çıplak gözle izlenebilen ve radarda da görülen esrarengiz cisimlerden biri , Esenboğa Havaalanının 2 numaralı pistine inecek kadar yaklaştı. Bu arada Mürted’den bir F-16 ve Eskişehir’den bir F-4 Fantom filosu havalanıp “UFO”ları kovaladı.

Ulaştırma Bakanı Ekrem Pakdemirli’nin emri üzerine Esenboğa’ya giden Devlet Hava Meydanları Genel Müdürü Mustafa Özatamer , sabaha kadar uçuş kulesinde nöbet tuttu. Özatamer , radardan da izlenen uçan daire benzeri cisimlerle ilgili bilgi alırken , dürbünle gökyüzünü tarayan kontrol görevlisi

Görüyorum , UFO’ları görüyorum, işte hareket ediyorlar” diye bağırdı.

 

O sırada Esenboğa Havalimanında İstanbul'a gitmek için bulunan dönemin Başbakanı Turgut Özal ve Bakanlar ve Milletvekilleri büyük bir şaşkınlıkla ışıklı cisimlerin manevralarını izlediler ve Özal'ın uçağı ancak 1 saat sonra kalkabildi..

“ UÇAN DAİRELER BENİ KAÇIRACAKTI “ 06 Mart 1989

 

 

6 Mart 1989 Pazartesi günü Ankara-Polatlı karayolunda “ Uçan Daire “ gördüğünü iddia eden Saide Gökçe , ilginç olayı büyük bir korku içinde anlattı :

“Akşam, otomobilimle eve dönüyordum. Hava oldukça kararmıştı. Yol tenhaydı. Farlarımı yaktım ve eve erken varmak için biraz hızlandım. Tam yarı yola gelmiştim ki , aniden gökyüzünde ışık saçan cisimler belirdi. Korkuyla frene bastım .İki ışık yumağı yere doğru süzülüyordu. Onların uçan daire olduğunu anladım ve yavaşça otomobilimden çıkıp sürünerek yol kenarındaki kayaların arkasına gizlendim.“

“ Saklandığım kayaların arkasında korkudan tir tir titriyordum.Vücudumd ter basmıştı. Birden uçan dairelerin yanında garip yaratıklar belirdi. Üzerime doğru geliyorlardı. Beni kaçıracaklardı. Onlardan kurtulmak için çığlık atmak istiyordum fakat sanki dilim tutulmuştu. Yola doğru oşmaya başlamıştım. Bu sırada uzakta bir kaç aracın ışıklarını gördüm. Bizim bulunduğumuz yöne doğru geliyorlardı. Can havliyle onlara doğru koştum. Bir ara arkama baktığımda garip yaratıkların uçan dairelerine döndüklerini gördüm. Herhalde yaklaşan araçların farlarından ürkmüşlerdi. Bir kaç saniye içindede havalanıp kayboldular.”

Saide Gökçe’nin iddiası üzerine harekete geçen yetkililer , uçan dairelerin görüldüğü ileri sürülen yer olan Ankara-Polatlı karayolu üzerinde araştırmalarda bulundular.

THY PİLOTU : “UÇAN DAİRE GÖRDÜM” 27 Ekim 1989

 

27 Ekim 1989 tarihinde THY Kaptan Pilotu Selahattin Sivri , Zürih-Antalya seferinde akılları durduracak bir olaya tanık oldu. THY’da 35 senelik tecrübesi olan Selahattin Sivri , sıradışı gözlemiyle ilgili şunları anlatıyor :

“ 11.000 metre yükseklikte uçuyorduk . Birden yanımdaki İkinci Kaptan Pilot Hüseyin Kargı ve Uçuş Mühendisi Pertev Arıkan ile birlikte sol tarafımızda , kırmızı , mavi , yeşil ve keskin beyaz renkli ışıklar saçan , apartman büyüklüğünde ve yumurta şeklinde dev bir cisim gördük.. Şaşkınlık içerisindeydik. Dev cisim , bizden 2.000 metre uzaklıkta uçuyordu. İzledikçe merakımız artıyordu. Cismin uçtuğu doğrultuda bir uçak trafiği olmadığını İstanbul'dan öğrendik. Dev yumurta , harika ışıklar saçarak sürekli dönüyordu. Nefesimiz kesilmişti. 15 Dakika önümüzde uçtuktan sonra aniden akıl almaz bir hızla yükselerek kayboldu.“

4 Temmuz 1992, İstanbul: Akşam saat 21:00 sularında, İstanbul’daki Boğaziçi Köprüsü üzerinde, etrafa kırmızımsı mavi ışıklar saçan bir cisim belirdi. Kentte yaşayanların çoğu söz konusu cismi çok net olarak gözlemlediklerini rapor ettiler. Buna karşılık, radar ekranlarında cisme rastlanamadı ve cisim saat 11:00 sıralarında birdenbire gözden kayboldu.

30 Haziran 1993, Ankara: Ankara semalarında dolaşan ışıklı cisim heyecan uyandırdı. Gökyüzünde büyük bir hızla uçan ve çevreye oldukça güçlü sarı, kırmızı, mavi ışıklar saçan cisim pek çok kişi tarafından gözlemlendi. Cisim bir dakika kadar havada manevralar yaptıktan sonra birdenbire gözden kayboldu.

Olay hakkında bilgi veren Meteoroloji Genel Müdür Yardımcısı Aydıner Sarıkaya şunları söyledi: “Gözlemlenen cisim büyük ihtimalle bir UFO. Uydular da zaman zaman çıplak gözle görülebilmektedir, fakat en az 15-20 dakika görüş alanı içinde kalmaktadırlar. Oysa ki söz konusu cismin bir anda gözden kaybolduğu rapor edilmiştir.”

EGE’DE GARİP CİSİMLER - 04 Mart 1996

 

 

Ege semalarında son günlerde ışıklı , garip cisimler görülüyor. Bozcaada , Kuş Cenneti , ve son olarak İzmirde görülen ışıklı cisimler , Ateş Gazetesi muhabirleri tarafından görüntülendi. Egeli vatandaşların sürekli ihbarları sonucu kameraları ile UFO görüntüleri çekmek üzere hazır bekleyen muhabirler , saat 21.30’da Şemikler ilçesinden gelen bir ihbar üzerine olay yerine gittiler ve Sasalı yakınlarında ışıklı cismi görüntülemeyi başardılar. 135 mm. Tele objektiflere konvektör eklenerek çekilen görüntüler Sasalı yakınlarında ve Kuş Cenneti kıyısında olmak üzere toplam 25 dakika sürüyor. Konunun haberi ve uçan dairenin fotoğrafları , 5 Mart 1996 tarihli gazetelerde yayınlandı . Muhabirler UFO’nun görüntülenme anını şöyle anlatıyorlar :

“Gördüğümüz elips şeklindeki sarı ışıklı nesneden bir parça ayrıldı. Biraz dolaştıktan sonra yeniden o büyük cismin yanına geldi. Belirli aralıklarla büyük cismin içine girip çıkıyordu. Ayrılma sırasında büyük cismin ışık gücü oldukça parlaklaşıyordu. Daha sonra bu ışık zayıflıyordu . Elips şeklindeki cisim , bir görünüp bir kayboluyodu. Çok hızlı hareket ediyodu. Altta daha büyük bir elips, üstte daha küçük bir elips , ikisinin arasında da sanki bir bağlantı tüneli vardı. Küçük ışık hüzmeside sanki kayıyor gibi büyük kütleden ayrılıyor , döndüğünde o kütlenin içinde kayboluyordu. Bu görüntüleri , o saatte uyumayan bütün izmirliler izledi.“

SİVASTAN BİR UFO GEÇTİ 05 Temmuz 98

Sivas’ın Çırçır köyünde köylüler UFO olduğunu düşündükleri ışıklı cisimler gördüler. Olayın resmi tanığı olan Çırçır Köyü Karakol Komutanı Astsubay Levent Heper , gördüğü cismin UFO olduğunu vurgulayarak şunları anlatıyor :

Kapıda oturuyordum , birden ortalık aydınlandı. PKK’nın aydınlatma fişeği atıp karakolu bastığını düşünerek askerleri alarma geçirdim. Herkes pusuya yattı. “PKK bizi bastı “ Diye komutanlarıma bildirdim. Fakat ateş eden yoktu. Işık , 10 saniye sonra büyük bir patlamayla uzaklaştı.

Olayın tanığı olan köylülerden Ali Koşar ise camiye giderken bir ışık hüzmesinin köylerini aydınlattığını belirterek yaşadıklarını , “ Çok korktum. Çocuklarımı alıp eve saklandım.” Şeklinde anlatıyor. 

1999-2000-2001-2002 ÖNEMLİ UFO OLAYLARI

 


İZMİR’DE UFO HEYECANI 29 Temmuz 1999

İzmir halkı , bir aydır gökyüzünde görülen garip ışıklı cisimleri konuşuyor. Önce Çeşme ve Karaburun’dan gelen “ Uçan Daire “ İhbarlarına, Kordonyolu ile ilgili bir haber hazırlarken tesadüfen bir UFO fotoğrafı çeken Sabah Gazetesi muhabiri Mustafa Hepikiz’in çektiği görüntülerin de eklenmesi herkesi heyecanlandırdı. Hepikiz , 29 Temmuz 1999 saat 17.00’da İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda çektiği fotoğrafların banyosunu yaparken resimlerden birinde daha önce hiç görmediği bir cisimle karşılaştı. Hepikiz , fotoğrafları çekerken cismin orada olduğunu fark etmediğini söylüyor. Resimde , çok net bir biçimde üzerinde kubbe biçiminde bir bölüm olan metalik renkli , disk şeklinde bir cisim , uçarken görülüyor.

25 Temmuz- 05 Eylül 1999 DEPREM öncesi ve sonrası yoğun UFO GÖZLEMLERİ

Temmuz 99 sonu itibariyle 17 Ağustos Depremi öncesi ve daha sonrada Deprem sonrası, Araştırma Merkezimize, İzmit, Adapazarı, Marmara, Avcılar ve İstanbul'un muhtelif yerlerinden sürekli UFO ihbarları gelmekte ve bu gözlemler zaman zaman amatör video kameraları tarafından filme alınmaktaydı. Merkezimiz tarafından incelenen ve analizleri yapılan bu görüntülerin bazıları kesinlikle UFO sınıflandırmasına girmekteydi ve bizlerde gündüz ve gece çekilmiş bu görüntülerin bazılarını yazılı ve görsel medya yoluyla halkın bilgisine sunduk.

Kimi muhafazakar çevreler hemen gözlemlenen bu ışıklı cisimlerin Deprem Işığı olduğu yönünde halkı yanlış bilgilendirmeye çalıştılar. Oysa ki analizlerden varılan sonuca göre, bu cisimler ateş topu, deprem ışığı gibi iyonize olmuş elektrik yüklü birtakım partiküllerin yarattığı bir plazma oluşumu kesinlikle değildir. Çünkü eğer böyle olsaydı, söz konusu cisimlerin havada kimi zaman birkaç saat boyunca kalıp, manevralar yaparak hareket etmesi mümkün olmazdı; dünyanın manyetik alanına hızla çekilip kaybolurlardı. Deprem uzmanlarının da çok iyi bildiği gibi literatürde böyle bir olay yoktur. Bu cisimler bazen iki, hatta üç tane olarak ortaya çıkmış, saatler boyunca yüzlerce sivil ve resmi tanık tarafından gözlemlenmiştir. Kimi zamanda bu cisimler gündüz gözlemlenmiş, hatta bir defasında gündüz gözlenlenen bir UFO videoya çekilmiş ve bu görüntü görsel medyada yer almıştır. Görüntüde, cismin maddesel formu ve yapısı çok net görülmekte, olağanüstü manevraları tespit edilmiştir..Oysa deprem ışığı gündüz görülmez ve maddesel bir formu olmaz...

 


23 EKİM 2000 – İZMİR , KARŞIYAKA

 

23 Ekim 2000 tarihinde İzmir , Karşıyaka’dan iki amatör dağcı , bütün gazetelerde yayınlanan ve ülke çapında ilgi uyandıran inanılmaz bir olay yaşadılar. Dağcılar , Cem Arat (22) ve Mehmet Şafak (19) , Yamanlar dağındaki Karagöl yakınlarında yürüyüş yaparlarken uçan , garip bir cisim gördüler. “ Gördüğümüz şey inanılmazdı. UFO , kendini bilerek bize gösteriyor , daha sonra kayboluyordu.” Sonraki günlerde UFO ile karşılaştıkları bölgeye gitmeye devam ettiler ve tekrar tekrar aynı görüntüyle karşılaştılar. Bir seferinde gençler , UFO’nun birkaç fotoğrafını çekmeyi başardılar.

 

 

Gördüklerine kimsenin inanmayacağından emin olan Arat ve Şafak , konu hakkında kimseyle konuşmayarak sırlarını sakladılar. Uzun sessizlik dönemlerinden sonra fotoğrafları Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Fotoğraf Editörlerinden Dr.Ahmet İmancer’e göstererek resimleri laboratuar da incelemesini istediler. Negatifleri inceleyen İmancer , fotoğrafların orijinal olduklarını ve yaklaşık 500 metre mesafeden çekildiklerini açıklayarak dağcıların hikayesini doğruladı.

 

 

Daha sonra Kodak'a ait "ON Fotograf Stdyolarında" da incelemeye alınan negatifler, görüntülerin gerçek ve montaj olmadığını birkez daha kanıtlıyordu (altta)

 

 

UŞAK - EŞME OLAYI 1 HAZİRAN 2001

 

Uşak ilinin Eşme ilçesinde Haziran ayı başında yaşanan ve Narlı Köyü’nde ikamet eden 3 köylü tarafından tarlalarında dünyadışı bir varlık gördüklerine dair yapılan ihbar üzerine Merkezimiz yetkilileri olay yerine gitmiş ve gereken incelemeleri yapmıştır. Görgü tanıklarının verdiği ifadeye göre; varlık ilk görüldüğünde yerden 40-50 cm. kadar yükseklikte hiç ses çıkarmadan havada asılı durmakta ve toprakla temas etmemekteydi. Araştırma ekibimizin bölgede yaptığı incelemelerde, görülen cismin yerle temas etmediği için toprak üzerinde hiçbir yanık izi, is veya benzeri bir ize neden olmadığı görülmüş, ancak her türlü olasılık dikkate alınarak analizi yapılmak üzere toprak örnekleri alınmıştır. Örnekler 3 ayrı ülkede analizden geçmiş ve sonuçlar toprağın atomik ve moleküler yapısında herhangi bir anormal bulguya ve ayrıca hiçbir radyoaktif ve manyetik kalıntıya rastlanılmadığını göstermiştir.

Görülen cismin yerle teması olmadığı için bu sonuçlar Merkezimizce beklenen sonuçlardır ve konunun gerçekliğiyle ilgili hiçbir şüphe yaratmamaktadır. Tarafımızca ifadesi alınan görgü tanıklarının anlattıkları Merkezimiz yetkililerini tatmin etmiş, 3 kişinin aynı anda aynı hallüsinasyonu görmesi gibi bir durumun imkansız olduğu gerçeği de bu görüşümüzü desteklemiştir. Merkezimiz ayrıca görgü tanıklarını Yalan Makinesi testinden geçirmeyi istemiş, görgü tanıkları da bu teklifi hiç tereddüt etmeden kabul etmiş, ancak İçişleri Bakanlığı’na tarafımızca yapılan yalan makinesi tahsisi başvurusu maalesef geri çevrilmiştir. Oysa “Yalan Makinesi Testi” bu olayın gerçekliğini ortaya çıkaracak en önemli ve en güvenilir yöntemdi.

 

 

Ayrıca Eşme’deki bu olaydan hemen sonra , benzer bir gözlem Foça'da gündüz vakti, öğlen sularında Enka Elektrik Santralinde çalışan iki güvenlik görevlisi tarafından da çok net bir biçimde görülmüş ve tespit edilmiştir..(altta)

 

 

Bu olaydan da hemen sonra, Adıyaman, Gaziantep, Sivas, İzmir, Foça, Kayseri gibi illerimizde yaşanan uçan daire gözlemleri sadece sivil halk tarafından değil, askeri yetkililerimiz, polislerimiz ve son olarak ta Hava Kuvvetleri pilotlarımız tarafından da yapılmıştır ve bu gözlemlerin raporları resmi kayıtlara geçmiştir. Bu olaylar ve raporlar Eşme’de yaşananların gerçek olduğunu ve dünyadışı varlıkların gezegenimizi ziyaret ettikleri gerçeğini resmi olarak da desteklemektedir.

Uşak’ın Eşme ilçesine bağlı Narlı köyünde 3 çiftçi tarafından gözlemlenen ve bir haftadır Türkiye’nin gündeminde yer alan uzaylı görüldüğü iddiası Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’mizce detaylı bir şekilde bizzat yerinde araştırma ve incelemeye alınmıştır. Bazı kişilerin olay yerinde hiçbir bilimsel araştırma yapmadan, hiçbir fiziki kanıtı yerinde inceleme gereği duymadan ve görgü tanıklarıyla görüşmeden görülen cismin bir balon olduğunu iddia etmeleri tamamıyla önyargılı bir yaklaşımdır. Halbuki olay incelendiğinde bunun bir balon olamayacağı çok açıktır ve bunu iddia etmek bilimsellikten uzak komik bir iddiadır, çünkü:

Yetişkin, aklı başında ve il sağlık müdürlüğü tarafından da belirtildiği gibi hiçbir patalojik rahatsızlığı olmayan bu 3 kişinin aynı anda 1,5-2 metre mesafeden bir balonu uzaylıya benzetmesi imkansızdır.

Yine, balon rüzgar yönünde uçar, halbuki görgü tanıklarının ifadelerine göre bu varlık önce 1,5 metre kadar havaya dikey olarak yükselmiş, daha sonra ters yönde ve yatay olarak hareket ederek görgü tanıklarının 2 metre kadar yakınına gelip yerçekimine ters gelecek bir şekilde manyetik bir etki yaratarak bir süre havada asılı kalmıştır. Bir balonun böyle hareket edemeyeceği son derece açık bir fizik kuralıdır.

Görgü tanıkları 2 metre yakınlarına gelen bu cismin oval biçimli iki gözü olduğunu ve başının üzerinden ve ayaklarının etrafından kırmızı bir ışın yaydığını çok net bir şekilde gördüklerini ifade etmişlerdir. Yine, aynı varlığın karın bölgesinden sarı bir ışın yayıldığını ve bunun varlığın üzerindeki metalik gümüş rengindeki giysiye turuncu renkte bir yansıma yaptığını açıkça belirtmişlerdir. Oysa bir balonun aynı anda tepesinden ve altından kırmızı, önünden de sarı ışıklar saçması imkansızdır.

Görüldüğü gibi varlıkla ilgili tasvirler oldukça ayrıntılı bir biçimde yapılmış, üç görgü tanığı da aynı tasviri ve ifadeleri kullanmıştır. Görgü tanıkları, varlığın genel yapısı ile ilgili verdikleri tanımları varlığı gözlemledikleri süre boyunca, varlık yerdeyken de, havadayken de, kendilerine yaklaşırken de aynı biçimde gözlemlemişler, hareketinden kaynaklanan bir değişime rastlamamışlardır. Eğer bu bir balon olsaydı, balonun tanıklara yansıyan görüntüsü yaptığı hareketlere ve arkasındaki güneşin konumuna göre değişirdi. Kaldıki Güneş cismin arkasında değil, tam tersi konumda bulunmaktadır...

 


Eşme olayına yabancı basında geniş yer ayırdı

Ayrıca 1 Haziran günü üç çiftçi tarafından sabah 7 sularında yaşanan bu olaydan bir gece önce olay mahallinden arabasıyla geçmekte olan benzin istasyonu sahibi Şükrü Eroğlu da yine aynı tarla içinde kırmızı ve sarı lazer ışınları gibi ışınlar yayan bir cisim görmüştür.

5 HAZİRAN 2001– SİVAS

Eşme ve Uşakta meydana gelen UFO gözlemleri ve uzaylı karşılaşmaları iddialarından sonra , UFO’ların sonraki durağı Sivas oldu. Hakan Selek adındaki bir muhasebeci , üç adet UFO gördüğünü ve bunları kamerasıyla kaydettiğini bildirdi.

5 Haziran , saat 22.00’de Selek , büyük bir gürültü duydu. “ İlk önce sesin bir uçaktan geldiğini sanarak bakmak için pencereye koştum. Fakat görünürde uçak yoktu. O esnada komşumuzun kızı “ Anne !! UFO !! “ diye bağırmaya başladı. Ayrıca eşim de pencerenin kenarındaydı. Beni çağırarak Atatürk Spor Merkezi üzerinde uçan üç ayrı ışık gördüğünü söyledi. Kameramı alarak balkona koştum ve onları görüntülemeye başladım. Kayıt sırasında hiçbir ses çıkarmamaları çok şaşırtıcıydı. Sanki bizi izliyor gibiydiler.

 

Selek , iki kez polis merkezini aradı fakat her seferinde aldığı cevap “gerekli araştırmaları yaptık fakat bir şey bulamadık ..” oldu. “ Bence olayı ciddiye almadılar” diyor Selek. Söylediğine göre , UFO’lar saat 10.15- 10.45 arasında 30 dakika boyunca görülmüşler. “ Gördüğüm her şeyi kaydettim. Uzay araçlarının görüntüleri şu anda kameramda ve onları bilim adamlarına vermeye hazırım.”

7 HAZİRAN 2001 – ADIYAMAN

7 Haziranda saat 22.00 da , Adıyaman’ın Dandırmaz köyü yakınlarında devriye gezen bir gurup geçici korucu “ Yerden yükselen , yuvarlak , parıldayan “ bir cisim gördüklerini açıkladılar. Korucular , Hakan Ünal , Fevzi Cebe ile İbrahim ve Yusuf Yılmaz hemen telsizleriyle üslerine haber verdiler. Ayrıca aynı gece bölgede devriye gezen jandarma ekibi de gökyüzünde parlak bir cisim gördüklerini bildirmişti. Gördükleri cismi gece görüş dürbünleriyle izlemişlerdi ve UFO olduğundan şüpheleri yoktu. 3 korucu ve 7 jandarmadan oluşan grup , gördüklerini şöyle anlatıyor : “ Gördüğümüz cisim gökyüzünde ışıklar saçarak ilerleyen büyük bir kül tablasına benziyordu . Neredeyse bir ev büyüklüğündeydi. Üzerindeki pencereye benzer açıklıklardan sarı ve kırmızı ışıklar saçıyordu. Alt kısmı aynı bir çay tabağını andırıyordu. Alt kısmı hızla dönerken üst kısmı hareketsiz , sabit duruyordu. Bir süre sonra Ulubat Dağına doğru uçarak gözden kayboldu.”

 

 

Adıyaman Valisi , Halil Işık , İçişleri Bakanlığıyla 11 Haziran olayı ile ilgili resmi bir toplantı düzenledi ve 10 görgü tanığıyla şahsen konuştuğunu söyledi. Farklı odalarda çapraz sorgulamalardan geçen 10 kişi, gördükleri şekli çizmeleri istendiğinde hep aynı şekli çizdiler ve benzer ifadeler verdiler. “ İddialar oldukça önemli olduğu için İçişleri Bakanlığını olaydan haberdar ettik” diyor Vali Işık.

 


Ve Vali Işık'ın hazırladığı 18 sayfalık resmi raporun birer örneği İçişleri Bakanlığına, TÜBİTAK'a ve Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezine gönderilmiştir.(üstte)


Vali Halil Işık tarafından gözlemi yapanlardan alınan yeminli ifade örneği (üstte)


Gözlemi yapan Jandarma mensuplarından Murat Bilgi'nin çizimi (üstte)

12 HAZİRAN 2001 – ADANA

Adana’nın Kuzeyindeki Güzelyalı ilçesinde oturan bir kadın , saat 15.30’da polisi arayarak “ çok alçaktan uçarak üzerlerinden geçen garip bir araç “ gördüğünü bildirdi. Şehrin Batı kısmındaki Şakirpaşa ilçesinden de benzer bir cisim gördüklerini söyleyen telefonlar gelmeye başlayınca şehirdeki tansiyon yükseldi. Olaya el koyan polis birimler bir yandan cismi görebilmek için gökyüzünü tararlarken , bir yandan da inmiş olabileceğini düşünerek şehrin her yerini araştırdılar. Adana’nın Batısında görülen parlak ışık kısa bir süre sonra kaybolmuştu. Oysa diğer ışıklı cisim, İncirlik Amerikan Hava Üssünün üzerinde dolaşırken yaklaşık iki saat kadar gözlemlenmişti. Daha sonra gittikçe küçüklen obje , gözden kayboldu.

 

 

15 HAZİRAN 2001 – KÜTAHYA

Kütahya’nın Sofular İlçesi sakinleri , jandarmaya başvurarak gökyüzünde renk değiştirerek uçan garip bir cisim gördüklerini söylediler. Garip gök cismi , saat 02.00 ile 04.00 arasında görüldü. Cismi dürbünleriyle daha yakından izleyen görgü tanığı Halil Özerk , şöyle anlatıyor : “ Cisim , bir televizyon büyüklüğünde ve iki gündür görünüyor. Beni oldukça korkuttu. Ayrıca belediye Başkanımızda objeyi gördü.” Jandarma yetkilileri olayı kayıtlarına geçirirlerken , Sofular ilçesi Belediye Başkanı Ünal Can , olayla ilgili incelemelerin süreceğini söyledi.

 

 

24 HAZİRAN 2001 – MARDİN

Mardin’in Yalım ilçesi sakinleri saat 04.37’de gökyüzünde parlak bir ışık gördüler. Görgü tanıklarının anlattığına göre , cisim renk değiştiren bir yüzük şeklinde ve çok parlaktı. Olay yerine gelen polisler , cismi 15 dakika boyunca izlediler ve filme çektiler. Cisim daha sonra üçgen şekline geçti ve aniden ortadan kayboldu. Konu hakkında açıklama yapan Mardin Valisi Temel Koçaklar , filmi gördüğünü söyledi fakat filmle ilgili görüş beyan etmedi.

26 HAZİRAN 2001 – İZMİR , NİF DAĞI

Uşak , Sivas , Adıyaman , Adana , Kütahya ve Mardin’den sonra UFO’lar İzmir sınırları içerisindeki Nif Dağı’nda da görüldüler. 26 Haziran günü sabah erken saatlerde bölgede bulunan bir amatör kameraman , onun varlığının farkındaymış gibi şekil ve renk değiştiren uçan bir cismin görüntülerini kaydetti. 35 yaşındaki kameraman Erol Yıldırım , sabah erken saatte arkadaşlarıyla buluşacağı noktaya geldiğinde Nif Dağı üzerinde uçan cismi gördüğünü söylüyor.

Hemen kameramı alarak kaydetmeye başladım. Işıkları sırayla yeşil ve kırmızı parlıyordu. Sonra hızla yan dönerek aniden ortadan kayboldu. Çok korkmuştum , beni kaçıracaklarını sandım

9 TEMMUZ 2001 – İZMİR , GAZİEMİR

 

 

İzmir , Gaziemir’de yaşayan Emekli Hava Kuvvetleri Albayı Hidayet Mamak , Sabah yaklaşık 04.30’da evinin balkonunda parıldayarak uçan bir cisim gördü ve kamerasıyla kaydetti. Konu hakkında konuşan Mamak : “ Cumartesi gecesi ben uyurken balkona çıkan eşim , uçan parlak cismi fark etti ve beni uyandırdı. Böyle bir şeyi ilk defa görüyordum. Çok parlak ışıklar yayıyor ve çok hızlı hareket ediyordu. Hemen kameramı alarak cismi kaydetmeye başladım. İlk başta , bunun yakındaki bir havaalanına iniş yapmaya hazırlanan bir uçak olduğunu sanmıştım ama değildi. Çok güçlü ışıklar yayıyordu.”

Gördükleri cismin , İzmir üzerinde iki saate yakın dolaştığını söyleyen Mamak şöyle devam ediyor “ Cismi yaklaşık 06.30’a kadar izledik. Güneş doğmasına rağmen aynı güçte ışıklar saçması çok ilginçti. 06.30’dan sonra yavaşça uzaklaştı ve gözden kayboldu. Cisim hakkındaki en belirgin özellik dairesel hareketleriydi. Geçmiş deneyimlerime dayanarak , bunun kesinlikle bir yıldız yada uçak olmadığını söyleyebilirim.

31 yıl boyunca Türk Hava Kuvvetlerinde görev aldığını hatırlatan Mamak , “ bu Cismi , diğer uçan araçlarla karıştırabilmem mümkün değil. Sanki ateşten bir topa benziyordu. Sonra aniden kayboluşu .. Uşak’ta olan olayları duymuştum ama ciddiye almamıştım ve UFO’lara inanmazdım. Fakat yaşadığım olay tüm görüşlerimi değiştirdi.” Mamak’ın karısı Saadet Mamak , cismi kaydederken kocasının yanında olduğunu belirterek “ Evimiz Adnan Menderes Havaalanına yakın olduğu için evimizden , inip kalkan uçakları izleyebiliyoruz. Ayrıca ikimizde yıldızların ve diğer gök cisimlerinin yerlerini oldukça iyi biliyoruz. Cisim , çok değişikti ve çok garip hareket ediyordu. Onun bir UFO olduğundan eminim “ diyor.

16 – 17 TEMMUZ 2001 – KASTAMONU

Kastamonu’nun Uzunkavak köyü sakinlerinin iki gece üst üste UFO gözlemlemesi ilgi uyandırdı. 16 Temmuzda Uzunkavak , Haliloğlu’nda oturan , İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinden Mehmet Adsay , gökyüzünde elips şeklinde uçan bir cisim gördü. Bir süre uçan cisim , daha sonra arkasında uçakların bıraktığına benzer bir iz bırakarak ortadan kayboldu. Adsay , ertesi gece yanına kuzenlerini de alarak aynı yere gitti. Bu defa iki uçan cisimle karşılaştılar. Üstelik bu kez sadece o ve kuzenleri değil çevreden köylüler de UFO’ları görmüşlerdi. Cisimler , daha sonra aynı biçimde ortadan kayboldular.

22 TEMMUZ 2001 – UŞAK , SALİHLİ

36 yaşındaki Uşaklı avukat Hüseyin Vadi Dalkılıç , Salihli ilçesi üzerlerinde uçan ışıklı bir cisim gördüğünü bildirdi. Dalkılıç , aynı zamanda kamerasıyla 3 dakika süreyle cismi görüntülemeyi başardı. Konu hakkında konuşan Dalkılıç , ışıklı cismi önce kendisinin gördüğünü , daha sonra karısını uyandırarak ona da gösterdiğini söyledi. Kocası gibi oda avukat olan Günnur Dalkılıç , cismin sarı ve elips şeklinde olduğunu , ışıklarını yayarak düz bir hat üzerinde ilerlediğini anlatıyor.

 

 

Eşme’deki köylülerin UFO görmesi olayını çoğu kişinin ciddiye almadığını hatırlattığımızda , kendisinin de böyle yorumlardan çekindiği için başta kimseye anlatmadığını , fakat daha sonra yaşadıklarını açıklamaya karar verdiğini söylüyor.

28 TEMMUZ 2001–ANKARA ,İSTANBUL ,DENİZLİ ,KÜTAHYA ,KARABÜK

Ankara , İstanbul , Kütahya , Denizli ve Karabük’te yaşayanlar , aynı saatlerde , gökyüzünde uçarak yeşil ışıklar saçan cisimler gördüler. Panik içinde televizyonları ve gazeteleri arayan tanıklar , yeşil ışığın gökyüzünde yaklaşık 10 dakika uçtuğunu , sonra alçalarak bir yerlere iniş yaptığını söylediler.

Aynı zamanlarda , Kütahya’nın Emet ilçesi Polis Departmanı üzerinde parlak beyaz bir cisim gözlendiği bildirildi. Tanıkların bildirdiğine göre , cisim 10 saniye boyunca görülmüş , daha sonra ardında 4-5 metre uzunluğunda bir iz bırakarak ortadan kaybolmuştu.

6 AĞUSTOS 2001 – İZMİR , ÇANDARLI

 

 

6 Ağustos öğleden sonra , iki Türk Hava Kuvvetleri pilotu , Türk havacılık tarihinde ilk defa yaşanan , eşine az rastlanır bir olaya şahit oldular : Kullandıkları T-37 tipi eğitim uçağı ile , Çandarlı Körfezi üzerinde 3 dakika süreyle bir UFO ile it dalaşı yaptılar.

6 Ağustosta saat 12.30 civarı Asteğmen İlker Dinçer ve öğrencisi , T-37 tipi bir eğitim uçağıyla Çiğli Hava Üssünden kalktılar. Çandarlı Körfezi bölgesine geldiklerinde uçağın motorları düzgün çalışmamaya ve uçak garip yalpalamalar yapmaya başladı. O sırada , Asteğmen Dinçer ve öğrencisi , önlerinde uçan “ tanımlanamayan , parlak , disk-piramit şeklinde gök cismi”’ni gördüler.

Kısa sürede yaşadığı şokun üstesinden gelen Asteğmen Dinçer , hemen yer kontrol birimleri ve Kütahya’daki Savaş Operasyonları Merkezi ile bağlantı kurarak onları durumdan haberdar etti. Operasyon Merkezinden UFO’yu radarlarında tespit etmelerini isteyen Dinçer’in aldığı yanıt şaşırtıcıydı. Merkez yetkilileri , Dinçer’in uçağı etrafında yoğun bir aktivite olduğunu görüyorlardı. Fakat radarda görünen ikinci bir araç yoktu. Cismi tanımlamaya çalışan Dinçer yönünü UFO’ya doğru çevirdi. Aynı sırada UFO’da T-37’ye doğru döndü ve uçağın sol kanadına yaklaşarak yan yana uçmaya başladı.

Daha sonra UFO , T-37’nin etrafında manevralar yapmaya başladı. Tecrübeli bir pilot olan Dinçer , UFO’nun hareketlerinden sıyrılarak manevralarına cevap vermeye başladı. Bu tehlikeli ‘ it dalaşı ‘ yaklaşık 30 dakika sürdü ve UFO’nun aniden inanılmaz bir hızla ortadan kaybolmasıyla son buldu. Asteğmen Dinçer ile kontrol kulesi arasında geçen ve UFO gözlemini ile it dalaşını doğrulayan telsiz kayıtları şöyledir:

T-37 : Konum : Çandarlı bölgesi . Sıradışı bir durumla karşılaştık.

Operasyon Merkezi : Sorununuz nedir?

T-37 : Sat 12 yönünde yarı-huni , yarı-disk şeklinde aşırı parlak bir cisim var ve çok hızlı uçuyor.

Operasyon Merkezi : Devam edin , konumu nedir?

T-37 : Hızla bana yaklaşıyor. Cismi acilen radarda tespit edin. Daha önce hiç böyle bir cisim görmemiştim. Bir UFO olduğundan şüpheleniyorum.

Operasyon Merkezi : Uçağınızın etrafında yoğun bir hareket var. Fakat radarda ikinci bir cisim görünmüyor.

T-37 : Cisme doğru yöneliyorum.

Operasyon Merkezi : İkinci bir cismi tespit edemiyoruz.

T-37 : Cisim bize doğru gelmeye başladı.

Operasyon Merkezi: Radar tespiti : negatif.

T-37 : Cisim , Kanat yönünden bize yaklaşıyor. Arkamıza geçti. Tekrar ön tarafıma almaya çalışacağım.

Operasyon Merkezi : Tekrar ediyorum , radar tespiti : negatif.

T-37 : Cisim şu anda önümüzde. Görünüşe göre bu şey bizimle bir it dalaşı yapıyor.

Operasyon merkezi : Devam edin.

T-37 : Cisim aniden ortadan kayboldu.

 

 

Olaydan sonra Çiğli Hava Üssüne iniş yapan pilotlar , gördüklerini üstlerine rapor ettiler. Yetkililer , araştırmaların süreceğini ve olayın NASA başta olmak üzere uluslararası kuruluşlara bildirileceğini söylediler. Ayrıca , konuyla ilgili tüm fotografik görüntü ve video kayıtlarının , Türkiye’nin diğer kesimlerinden gelen benzer belgelerle birlikte generallere ve diğer üst rütbeli yetkililere ulaştırıldığını eklediler.

Konu hakkında bir açıklama yapan Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Derneği Başkanı Haktan Akdoğan , kendilerinin olayı araştırdıklarını söyleyerek , pilotların ikisinin de UFO’yu gördüklerini , iki kişinin aynı anda aynı halüsinasyonu görmelerinin mümkün olmadığını ekledi. Ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatı ‘MİT’ bünyesinde bir UFO masası bulunduğunu ve onlarında UFO olaylarındaki artışı takip ettiklerini söyledi.

10 AĞUSTOS 2001 – İZMİT , DERİNCE

10 Ağustos gecesi İzmit , Derince sakinleri , gökyüzünde silindir şeklinde , beyaz , parlak ışıklar yayan bir cisim gördüklerini söylediler. Tanıklar , o gece hava kapalı olduğu için yıldızların görünmediğini ve parlak cismin bulutların arasında uçtuğunu bildirdiler. Balkonlarında otururken cismi gören Nevin ve Ahmet Helvacıoğlu , “ 10 kişilik bir guruptuk ve hepimiz cismi gördük “ şeklinde konuştular.

16 EYLÜL 2001 – KAYSERİ YÜZLERCE ASKERİ GÖREVLİNİN GÖZLERİ ÖNÜNDE KAYSERİ HAVA ÜSSÜ’NDE SORTİ YAPAN U F O’ LAR!

2 uçandaire 16 Eylül Pazar gecesi saat 23:30–24:30 arasında Kayseri-Erkilek 12. Hava Ulaştırma ve Üs Komutanlığı’nda görüldü. Üs’ten merkezimizi arayan askeri bir görevlinin verdiği bilgiye göre 2 uçandairenin Üs Havaalanı üzerinde 100 feet kadar alçalarak yaptığı olağanüstü manevralar ve sortiler yüzlerce askeri görevli ve yetkili tarafından şaşkınlıkla izlenmiş ve bunun sonucunda Üs Komutanı Tuğgeneral Mehmet Erten teftişte bulunmak ve olay hakkındaki bilgileri almak için gece yarısı 01:00 sularında üsse gelmiştir. Üssün radar operatörleri tarafından radarlarda da tespit edilen cisimler, bir saat boyunca yüzlerce üs personeli tarafından izlenmiş ve daha sonra bir anda gözden kaybolmuşlardır.

 

 

UFOların sorti yapmasıyla gelişen bu önemli hadise, olay gecesi 222. Filo Nöbetçi Amirliğini yapan Hava Pilot Yüzbaşı Halit Gündüz tarafından tutanaklara geçirilmiş ve derhal Ankara Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na rapor edilmiştir.

Merkezimiz Başkanı Haktan Akdoğan, 17 Eylül Pazartesi günü üssü arayarak Yüzbaşı Ender Özdengil’le konunun detaylarını öğrenmek üzere bir görüşmede bulunmuş ve Yüzbaşı Özdengil, olayın gerçekliğini doğrulayarak bu önemli olayla ilgili bilgilerin Ankara Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bir resmi raporla bildirildiğini teyit etmiştir.

 

 

16 Eylül 2001 saat 11.30 ile 12.30 arasında , Kayseri , Erkilet 12’nci Hava Komuta Üssü üzerinde iki uçan daire görüldü ve ayrıca radar ekranlarında da tespit edildiler. İsminin gizli tutulmasını isteyen askeri bir yetkiliden öğrendiklerini açıklayan Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan şunları söyledi : “ İki UFO’nun yaptığı manevralar , yüzlerce askeri yetkili tarafından şaşkınlıkla izlendi. Üs Tugay Komutanı , General Mehmet Ersen , üsse bizzat gelerek konu hakkında bilgi aldı.” Olay , 222’nci Filo nöbetçi pilotu Halit Gündüz tarafından kayıtlara geçirildi ve Türk Hava Kuvvetleri Kumandanlığına iletildi.

14 KASIM 2001 – DENİZLİ

 

2001 yılının son UFO vakası Denizlide yaşandı. Denizli , Söğüt Dağı bölgesinden bir dişçinin çektiği bir fotoğraf , UFO tartışmalarını alevlendirdi. Denizlinin Horoz isimli haftalık dergisinde de bir sayfa hazırlayan Diş Hekimi Okan İlhan , Kasım ayının ilk haftasında , yanında Pamukkale Doğa Sporları Araştırma ve Kurtarma Ekibinden (PAKDOS)16 kişiyle birlikte Söğüt Dağına tırmanmaya başladı. Tırmanış sırasında , Acıgöl yakınlarında PAKDOS ekibinin fotoğraflarını çeken İlhan daha sonra şunları anlatıyor: “ Fotoğrafçıdan resimleri aldığımda onları bilgisayarıma aktarmak için tarayıcıdan geçirdim. O sırada PAKDOS ekibinin arkasında , gökyüzünde siyah bir nokta fark ettim. Resmi 1/500 saniye ayarında çekmiştim. Sanırım bu , Türkiye’de çekilen en yakın UFO fotoğrafı. Resimdeki siyah noktayı arkadaşlarıma gösterdiğimde onlarda gözlerine inanamadılar. Gerçek bir UFO’yu görüntülemeyi başarmıştım!“

 

 

Bu konuyu uzaman fizikçilerle de tartıştığını söyleyen İlhan ,şöyle devam ediyor : “ Uzmanların söylediğine göre insan gözü evrendeki diğer yaratıklar arasında en zayıf optik özelliklere sahip gözlerden biri. Bu yüzden, evrenin yapısı ve içerdiği gizemler hakkında bilgiler taşıyan elektro manyetik dalgaları çıplak gözle göremiyoruz. “

 

U F O’ LAR TEKRAR ADIYAMAN’DA ! BU DEFA EMNİYET TARAFINDAN FİLME ALINDI!

VALİ HALİL IŞIK EMNİYET KAMERALARIYLA ALINAN GÖRÜNTÜLERİN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, TÜBİTAK VE METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GİBİ RESMİ BİRİMLERİN YANINDA, İNCELENMEK ÜZERE SİVİL BİR ARAŞTIRMA MERKEZİ OLAN SİRİUS U F O UZAY BİLİMLERİ ARAŞTIRMA MERKEZİ’NE DE GÖNDERİLECEĞİNİ SÖYLEDİ

Adıyaman Valisi Halil Işık tarafından verilen bilgiye göre, 26 Ocak gecesi, saat 23.00 sıralarında Emniyet Müdürlüğü 155 Polis İmdat telefonuna, kentin doğusunda gökyüzünde parlayan bir cisim olduğuna yönelik ihbar geldi. Bunun üzerine, kentin doğusundaki Adıyaman-Kahta yolunda görev yapan bölge trafik ekibinden telsizle bilgi alındı. Ekibin de gökyüzünde parlak bir cisim görüldüğünü teyit etmesi üzerine, bu olağanüstü durum saat 23.15 sıralarında Nöbetçi Emniyet Müdürü'ne iletildi. Bunun üzerine kentin doğusuna gönderilen Güvenlik Şube Müdürlüğü ekibi, gece çekimi de yapabilen kamera ile doğu istikametinde renkli ışıklar saçan, yakın çekim görüntülerde kendi ekseni etrafında hareket ettiği görülen parlak bir cismin varlığını tespit ettiler ve bu kimliği belirsiz uçan cismi tam 5 saat boyunca kameralarıyla görüntülemeyi başardılar.

 

 

27 Ocak 2002 günü saat 02.15 sularında ise, bu sefer kentin batı istikametinde önceki günküne benzer 2 ayrı uçan cisim daha görüldü. Cisimler Güvenlik Şube Müdürlüğü izleme görevlisi tarafından Emniyet Müdürlüğü binası çatısından, 02.29-03.00 saatleri arasında, kamera ile de tespit edildi. Vali Işık’tan alınan bilgiye göre, 23.00-05.20 saatleri arası, Kahta ve Samsat semalarında 2, Besni ve Gölbaşı ilçeleri semalarında ise 3 olmak üzere, toplam 5 tanımlanamayan cisim gözlendi. Işık, bu tanımlanamayan nesnelerin, yaklaşık 20 emniyet personeli tarafından gözle görüldüğünü önemle vurgulayarak, söz konusu cisimlerin tespit edilen görüntülerinin yetkili makamlara gönderildiğini bildirdi. Işık, görüntülenen cisimlerin yedi ay önce Adıyaman’ın Tut ilçesi semalarında korucular ve jandarma erleri tarafından gözlemlenen ve tarif edilen kimliği belirsiz cisimlerle aynı özelliklere sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

Vali Işık, görüntülerin İçişleri Bakanlığı, TÜBİTAK, Antalya Ulusal Gözlemevi ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü gibi resmi birimler ile ayrıca incelenmek üzere Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezine'de gönderildiğini belirtti..

 

 

ADIYAMAN’DA POLİS KAMERASIYLA GÖRÜNTÜLENEN KİMLİĞİ BELİRSİZ UÇAN CİSİMLERİN ANALİZ SONUÇLARI

26-27 Ocak geceleri Adıyaman’a bağlı Kahta, Samsat, Besni ve Gölbaşı ilçeleri semalarında gözlemlenen ve olay yerine gelen emniyet ekipleri tarafından kameraya alınan kimliği belirsiz uçan cisimlerin görüntüleri Sirius U F O Uzay Bilimleri Merkezi’mizce incelemeye alınmıştır. Merkezimizce yapılan analiz ve tetkikler sonrası varılan sonuç söyledir:

-Başlangıç olarak, görüntülerde net olarak gözlemlenen ışıklı cisimlerin görüldüğü 26-27 Ocak geceleri 23.00-05.20 saatleri arası gökyüzünün bulunduğu konum incelenmiş ve gökyüzü konfigürasyonunda, belirtilen yer ve açılarda Venüs gibi herhangi bir parlak gezegen veya yıldızın bulunmadığı tespit edilmiştir.

-Kaldı ki gözlemlenen cisimler bir tek değil 5 tane olup, bir yıldızdan çok daha parlaktırlar; ışıklar saçmakta ve hareket etmektedirler. Cisimlerin yakın plan görüntülerinde kendi eksenleri etrafında dönmekte oldukları göze çarpmaktadır.

-Görüntüleri özel montaj setlerinde ve bilgisayar programlarında büyüterek yaptığımız incelemelerde cisimlerin çok değişik renkte ışıklar saçtığı tespit edilmiştir.

-Cisimlerin parlaklığı ve yakınlığı, bu cisimlerin atmosferimiz içinde ve hareket halinde olduklarını göstermektedir. Yapılan analizde de UFO’ların yaydığı ışık huzmesi , cisimlerin bazen yaklaşıp bazen uzaklaştıkları ve hareket ettikleri tespit edilmiştir.

-Yapılan analizlerde cisimlerin yerçekimine ters gelecek bir şekilde, zaman zaman sabit kalarak havada asılı durdukları ve daha sonra hareket ettikleri tespit edilmiştir. Uçak ve benzeri gök araçlarının aksine ses çıkartmayan bu ışıklı cisimler bu özellikleriyle dünyada olmayan bir teknoloji sergilemektedirler.

-Yukarıda saydığımız karakteristik özellikler uydu, meteor, uçak, helikopter, meteoroloji balonu gibi kategorilere kesinlikle uymamaktadır.

-Bu cisimlerin gösterdiği karakteristik özellikler, cisimlerin atmosferik bir fenomen ya da doğa olayı olmadığını, aynı zamanda optik bir hava olayı veya İridyum uydusu yansıması da olmadığını açıkça göstermektedir.

-Yine analizlerden varılan sonuca göre, bu cisimler ateş topu, deprem ışığı gibi iyonize olmuş elektrik yüklü birtakım partiküllerin yarattığı bir plazma oluşumu kesinlikle değildir. Çünkü eğer böyle olsaydı, söz konusu cisimlerin havada 5-6 saat boyunca kalıp, manevralar yaparak hareket etmesi mümkün olmazdı; dünyanın manyetik alanına hızla çekilip kaybolurlardı. Deprem uzmanlarının da çok iyi bildiği gibi literatürde böyle bir olay yoktur.

-Cisimler bazen iki, hatta üç tane olarak ortaya çıkmış, 5-6 saat boyunca yüzlerce sivil ve resmi tanık tarafından gözlemlenmiş ve 20 emniyet görevlisi tarafından gece-görüşlü kameralarla filme alınmıştır.

-Bilindiği üzere, 7 Haziran 2001 tarihinde yine Adıyaman’a bağlı Tut ilçesinde benzer bir olay yaşanmış ve Dandırmaz köyü civarında görev yapan bir grup korucu ve jandarma eri verdikleri yeminli ifadelerde, “yuvarlak, ışıklar saçan bir cismin yerden kalkarak havalandığını; geniş bir tepsiye benzeyen ve bir ev büyüklüğünde olan bu parlak cismin etrafa kırmızı ve sarı ışıklar saçtığını ve bir süre sonra da Ulubat Dağı yönüne doğru uçarak gözden kaybolduğunu bildirmişlerdi. Bu, dünya literatüründe de sıkça geçen çok net bir UFO (Tanımlanamayan Uçan Cisim) tanımıdır. Nitekim, Adıyaman Valisi Sn. Halil Işık, 26-27 Ocak geceleri meydana gelen olaylar üzerine yaptığı açıklamada, görüntülenen cisimlerin yedi ay önce Tut ilçesi semalarında gözlemlenen ve tarif edilen kimliği belirsiz cisimlerle aynı özelliklere sahip olduğunu belirtmiştir. İlden sorumlu en yüksek makama sahip, bölgeyi çok iyi tanıyan ve olayın detaylarına herkesten daha vakıf olan Sn. Vali tarafından yapılan bu açıklama da olayın doğruluğunu ve ciddiyetini ortaya koymakta ve söz konusu cisimlerin birer UFO, yani kimliği belirlenemeyen uçan cisimler olduğu düşüncesini desteklemektedir.

Sonuç: Yukarıda belirttiğimiz özellikleri taşıyan ve yerçekimine karşı durarak ve dünya fizik kurallarını altüst ederek gökyüzünde manevralar yapan bu cisimler, zeki varlıklar tarafından yönetilen ve UFO diye tabir edilen cisimlerdir.

 
  Bugün 3 ziyaretçi (41 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Online ziyaretçi burada